//-->

www.ekolobi.tr.gg -- Türkiye'nin yeni ekonomi portalı ! Ekonomi burada nefes alıyor..Ekonomi ile ilglinenlere duyurulur

Karl Marx

Ekonomistler
  Karl Marx

Marx’ın çocukluğu ve gençliği Napolyon sonrası Avrupa’dan Fransız Devrimi’nin tüm izlerini silmeye uğraşan reaksiyoner Kutsal İttifak döneminde geçti. Aynı dönemde Almanya’da Fransa’daki Temmuz devriminin yeni bir ivme kazandırdığı liberal bir hareket vardı. Bu hareketin önderliğini Ludwig Börne ve Heinrich Heine gibi şairler üstlenmişti. 1830’ların sonuna doğru bu hareket, Genç Hegel’cilerin ortaya çıkmasıyla daha da radikalleşti.
Marx, Berlin Üniversitesi’nde hukuk ve felsefe eğitimi görürken bu grupla ilişkiye geçti. Onlar arasında en genç üye olmasına karşın kısa zamanda “yeni bir Hegel” olarak görülmeye başladı. Hegel felsefesinin diyalektik metodunu kullanmasına rağmen, Hegel’in tutucu öğretisini tamamen tersine çevirdi. Bu yöneliş, daha 1841’deki doktora tezinde bile görülür.

Marx’ın bu radikal demokrasi yönelimi, onun Fransız, İngiliz ve ABD devrimlerini incelemesine neden oldu. Biraz da daha o zamandan bir komünist olan Engels’in etkisiyle komünist oldu.

O döneme kadar komünist ve sosyalist düşünce, sistemin tutarlı bir eleştirisini yapmış ve bunun üstüne rasyonel bir alternatif sunabilmiş değildi. Sosyalist düşüncede bir yandan ütopyalar, bir yandan ücret artışlarını ve daha iyi yaşam şartlarını hedefleyen reformcu, sendikalist görüş egemendi. Marx o zamana kadar başarılamamış bir çabaya girişti. Hegel’in yaptığını, onun düşüncelerini, metodunu tepetaklak ederek ya da “ayakları üstüne oturtarak” yeniden yaptı: Aristo’dan bu yana tüm toplumsal bilginin eleştirel bir sentezi.

Tarihsel ve çağdaş olayları rastlantısallıktan kurtaran ve zorunlu bilimsel kuralların işleyişi ile açıklayan “tarihsel materyalist” yöntemini geliştirdi. Buna dayanarak mevcut sistemin bütün bir eleştirisini yaptı. Buradan kalkarak, gelecek toplumun genel ilkelerini öne sürdü. Bu toplumun şimdiki toplumdan zorunlu olarak doğmasına neden olacağını öne sürdüğü güçlerin işleyişini açıkladı.

Birçoklarının sandığı gibi sosyalizmi, kaçınılmaz olarak kendiliğinden gerçekleşecek bir kehanet gibi görmedi. Ona göre sistemin kuralları bir noktadan sonra toplumsal gelişmeye set çekmeye başlamıştır. Gelişmenin doğurduğu sosyal güçler (işçi sınıfı) düşmanı olan eski rejimin güçleri ile mücadele edecektir. Gelişme süreci, işçi sınıfının güçlenmesini sağlamaktadır. Eğer bu sınıf kazanırsa, sosyalizm ile toplumsal gelişmenin hızı artacaktır; bu bağlamda Marx, “ya sosyalizm, ya barbarlık” demiştir.

Marx, bu zor teorik çabasında Hegel felsefesi yanında, Fransız ütopik-sosyalist düşüncesi ve İngiliz ekonomi-politiğinden yararlanmıştır. Bu teorik çalışmasında en büyük sorunu, parasızlık ve oldukça vaktini alan politik çalışmalarıydı. Marx, 1. Enternasyonal’in kurulup gelişmesinde en önemli rolü oynamış kişiydi. Sürekli her ülkeden birçok işçi ve aydınla görüşüyor, akıl veriyor, çeşitli dernek, sendika ve partilerin çalışmalarını yönlendiriyordu. Düzenli bir gelirinin olmaması dışında gazetelere muhabirlik gibi işlere vakit harcaması gerekiyordu.

Politik aktiviteleri, adının dünya çapında tanınmasını sağlamıştı. Birçok hükümet, “kızıl doktor” diye adlandırdıkları Marx’tan korkuyor ve Marx bu yüzden, bir ülkeden diğerine sürekli dolaşmak zorunda kalıyordu. Bütün bu engellere rağmen 30 yaşına gelmeden kendi düşünce sisteminin ana hatlarını açıklayan belli başlı eserlerini yazmıştı: Kutsal Aile (1845), Alman İdeolojisi (Engels’le beraber) (1845-46), Felsefenin Sefaleti (1847), Komünist Manifesto (1848).

Bunlara ilk kez 1932’de yayınlanan bitmemiş eseri "Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları" (1844) eklenmelidir. Kutsal Aile, Genç Hegel’ciliğin bir eleştirisidir. Felsefenin Sefaleti ise Proudhon’un Hegel yorumunun eleştirisidir. Komünist Manifesto, Uluslararası Emekçiler Birliği’nin (1. Enternasyonal’in) ideolojisi ve programı niteliğindeydi.

1859’de “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” yı yazdı. Burada klasik okulu eleştirel bir gözle irdeledi. Bu eser, onun ekonomi politik alanındaki çalışmasının ilk önemli ürünüdür.1845’te Feurbach Üzerine Tezler adlı eserinde, felsefenin görevinin dünyayı salt açıklamak değil, aynı zamanda değiştirmek olduğunu savundu.

Özgürlük zorunluluğu bilmekten ibaretti. Ama insanın bu bilgisi arttıkça, zaman içinde zorunluluğun sınırlarını geliştirip nesnel gerçekliği değiştirebilirdi ve değiştirmeliydi. Dünyanın nasıl işlediğini bilirsek onu değiştirebilmemiz de mümkündü.

1850’lerden sonra bir dizi somut politikaya yönelik eserler verdi. Fransa’da Sınıf Mücadeleleri (1850), Louis Bonaparte’ın 18. Brumaire (1852), 18. yüzyılın Gizli Diplomatik Tarihi (1856), Bayvogt (1866), 1. Enternasyonal’e Hitap (1864), Fransa’da İç Savaş (1871), Gotha Programı'nın Eleştirisi (1875).

Tüm bu eserlerinde ortak iki nokta, çarpıcı bir üslup ve tarihsel materyalist yöntemin kullanılışıydı. Bu yöntem, o zamana dek yapıldığı gibi toplumsal ya da doğal olayları doğaüstü güçlere ya da metafizik nitelikli varsayımlara gerek duymadan açıklayabiliyordu.

1857-1858 arası en ünlü eseri Kapital’in taslağı niteliğindeki “Grandrisse ...”i yazdı. 1959’da yine bir deneme niteliğinde Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’yı yazdıktan sonra 1861-1863 arası Artık Değer Teorileri’ni yazdı. 1867’den 1879’a kadar Kapital’in üç cildini tamamladı. Sağlığının yorucu çalışmalardan bozulmuş olması nedeniyle eserini tamamlayamadı.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=